SAĞLIKTA ADALETSİZLİĞİ YARGIYA TAŞIDIK


1856 1

Bilindiği gibi Sağlık Uygulama
Tebliği ile getirilen düzenlemeler Sosyal Güvenlik Kurumunun açıklarının
vatandaşların cebinden ödeyeceği paralarla kapanmasını öngörüyor

Bilindiği gibi Sağlık Uygulama
Tebliği ile getirilen düzenlemeler Sosyal Güvenlik Kurumunun açıklarının
vatandaşların cebinden ödeyeceği paralarla kapanmasını öngörüyor. Bu uygulamaların
bir çoğu Anayasamızla güvence altına alınan sağlık hakkına ve sosyal devlet
olma ilkesine aykırı nitelikler taşıyor. Vatandaşların hastanelere
başvurularının azaltılması bu yolla sağlık harcamalarında kesintiye gidilmesi
ve vatandaşlardan alınacak katkı paylarıyla sağlıkta özel sektör uygulamalarına
geçilmesi de kanunlara ve anayasaya aykırı bir durum teşkil ediyor.

Özellikle hastalanan
vatandaşlarımız hastaneye gidip ilaç aldıktan sonra iyileşmezlerse devlet 10
gün içinde yeniden hastanelere gitmelerini istemiyor. Bu nedenle de bu hastalardan
ayrıca 5 TL. katkı payı daha alıyor.

Türkiye Kamu-Sen olarak,
vatandaşlarımızın sağlık hakkını korumak ve adaletsiz olan bu uygulamayı
sonlandırmak için Danıştay’a dava dilekçemizi sunduk.

Dava Dilekçemiz aşağıdadır.

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA


YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEPLİDİR

DAVACI : TÜRKİYE KAMU-SEN

VEKİLİ : Av. İlhan KARA

Dr. Mediha Eldem Sokak No: 85
Kocatepe /ANKARA

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
ANKARA

TEBLİĞ TARİHİ: 05.11.2011 Tarihli ve 28106 Sayılı
Resmi Gazete)

DAVA KONUSU: 05.11.2011 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in 1. maddesinin b bendinin öncelikli olarak
yürütmesinin durdurulması ve bilahare iptali talebinden ibarettir.

DAVANIN İZAHI

I- İptal davasına konu olan Tebliğ’in; 1. maddesinde; 25.03.2010 tarihli ve
27532 sayılı 1. mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Sosyal
Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi
Muayenesi Katılım Payı başlıklı 3.2.1 numaralı maddesinde aşağıda belirtilen
düzenlemeler yapılmıştır, hükmüne yer verilmiş b bendinde ise,3.2.1 numaralı maddeye, iptali talep edilen; aşağıdaki
sekizinci fıkra aşağıdaki eklenmiştir;

“(8) Bu maddede yer alan genel
hükümler saklı kalmak kaydıyla; birinci basamak sağlık kuruluşları muayeneleri,
Kurumca belirlenen kronik hastalıklar ve acil haller hariç olmak üzere 10 gün
içerisinde aynı branşta farklı sağlık hizmet sunucusuna yapılan başvurularda bu
maddede belirtilen ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı
tutarları 5 (Beş) TL artırılarak tahsil edilir. Artırılan 5 TL’ lik tutar;
Kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için
gelir ve aylıklarından, diğer kişiler için ise, eczanelere müracaat aşamasında
eczanelerce kişilerden tahsil edilir.”

Değişiklik tebliği ile yürürlüğe konulan fıkra hükmü açıkça hukuka
aykırıdır ve iptali hukuken gereklilik arz etmektedir.

II- 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasasının Madde 68. maddesinde;

63 üncü maddede sayılan sağlık hizmetlerinden katılım payı alınacak
olanlar şunlardır:

a) Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi.

b) (Değişik bent: 25/06/2009 – 5917 S.K./40. md.)(**) Vücut dışı protez
ve ortezler.

c) Ayakta tedavide sağlanan ilaçlar.

d) (Ek bent: 25/06/2009 – 5917 S.K./40. md.) Kurumca belirlenecek
hastalık gruplarına göre yatarak tedavide finansmanı sağlanan sağlık
hizmetleri.

(Değişik fıkra: 25/06/2009 – 5917 S.K./40. md.)(**) Katılım payı,
birinci fıkranın (a) bendindeki sağlık hizmetleri için 2 Türk Lirası olarak
uygulanır. Katılım payı, (b) ve (c) bentlerindeki sağlık hizmetleri için
gereksiz kullanımı azaltma, sağlık hizmetlerinin niteliği itibarıyla hayati
öneme sahip olup olmaması, kişilerin prime esas kazançlarının, gelir ve
aylıklarının tutarı ve benzeri ölçütler dikkate alınarak % 10 ila % 20 oranları
arasında olmak üzere Kurumca belirlenir. Kurum, birinci fıkranın (a) bendi
gereği belirlediği katılım payını; birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında
yapılan muayenelerde almamaya ya da daha düşük tutarlarda belirlemeye veya
tekrar birinci fıkranın (a) bendi için belirlenen tutara getirmeye, ikinci ve
üçüncü basamak sağlık hizmet sunucularında yapılan muayenelerde ise müracaat
edilen sağlık hizmeti sunucusunun yer aldığı basamak, sağlık hizmeti
sunucusunun resmi ve özel sağlık hizmeti sunucusu niteliğinde olup olmaması,
önceki basamaklardan sevkli olarak başvurulup başvurulmadığı gibi hususları göz
önünde bulundurarak on katına kadar artırmaya ve sağlık hizmeti sunucuları için
farklı belirlemeye yetkilidir. Birinci fıkranın (a) bendindeki sağlık
hizmetleri için belirlenen katılım payı tutarı, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı kadar her yıl
artırılır. Birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen sağlık hizmetleri bedelinin
yüzde birine kadar katılım payı alınabilir. Yüzde birine kadar tespit edilen
katılım payını almamaya, yarısına kadar indirmeye veya bir katına kadar
artırmaya, gerektiğinde bu tutarları kanuni tutarlarına getirmeye veya
indirmeye Kurum yetkilidir.
Hükmüne yer verilmiş,

IV- Devlet Memurlarının Tedavi ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin
20. maddesinde; “Tedavi resmi sağlık
kurumlarından sağlandığı takdirde, bu kurumlarca hastadan hiçbir suretle para
alınmaz.

Sağlık kurumunca, hastanın tedavisi dolayısıyla yapılan bütün işlemler
sonucu istenilmesi gereken ücretleri göstermek üzere fatura düzenlenerek ilgili
kuruma gönderilir, bedeli en geç aynı mali yılsonuna kadar bu kurumca ödenir.”

“Özel Sağlık Kuruluşlarında tedavi” 22.
maddesinde ise;” Tedavi özel sağlık kuruluşlarında sağlandığı takdirde,
(tabip tarafından kabul edilmek şartıyla) muayene ücreti ve yapılmışsa sair
giderler hastadan alınmaz. Tabip tarafından bunlar gösterilmek suretiyle bir
fatura düzenlenerek ilgili kuruma gönderilir, bedeli en geç aynı mali yıl sonuna
kadar bu kurumca tabibe ödenir. Bu yol tabip
tarafından kabul edilmediği
takdirde, talep edilen para hasta tarafından tabibe ödenir. Alınacak fatura
ilgili kuruma verilerek bedeli kurumdan alınacağı”
öngörülmüştür.

Yukarıda zikredilen ve devlet
memurlarının tedavisine ilişkin kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte
değerlendirildiğinde, İptali istenen tebliğ hükmünün normlar hiyerarşisi
içerisinde aykırı bir yapı arz ettiği,yasa
ve yönetmelikle düzenlenmeyen bir konuda tebliğ ile kamu görevlilerine ek mali
yükümlükler getirildiği açıktır.

Yasa koyucunun aramadığı bir şartın, idarenin çıkardığı bir tebliğ ile
aranmasının hukuka aykırı olduğu aşağıda belirtilen idari yargının yerleşik
içtihatları ile de kabul edilmiştir;

“…İdari işlemlerin normlar hiyerarşisine
göre üst hukuk normlarına uygun biçimde tesis olması gerekmekte, yasanın bir
hakkın kullanılması için engel hal olarak görmediği bir hususun daha alt
seviyede tesis edilmiş olan bir idari işlemle engel hal sayılmasında hukuka
uygunluk bulunmamaktadır.”
(Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun
05.02.1999 gün ve 97/384 Esas,99/192 sayılı kararı)

“…TC
Anayasasının 11, 115/1 ve 124/1 maddeleri ile kanun tüzük ve daha alt hukuk
kuralları arasındaki hiyerarşi ortaya konmuştur. Buna göre, alt hukuk kuralları
olan genelge ve yönetmeliklerin tüzük, kanun ve Anayasaya aykırı hükümleri
taşımaması gerekir, aksi halde üst norm aykırılığı söz konusu olan alt normun
hukuksal dayanağından söz edilemez.”(Danıştay 5. Daire 26.04.2002 gün ve
E:2002/551 sayılı kararı)

Dava konusu
düzenlemeyle, kamu görevlilerinin diğer sağlık kuruluşları ile özel sağlık
kuruluşlarına başvurmasının engellenmek istendiği açıktır. Sağlık hizmetinin en
verimli ve kaliteli bir biçimde sunmakla yükümlü olan devletin tedavi ihtiyacı içerisinde
olan hastaları zaman ile bağlı tutarak tercih yapmaya zorlaması hukuken izah
edilemez.

.

Konu ile ilgili olarak; Danıştay 10. Dairesi 2009/1926E sayılı
dosyasında,“idarece özel sağlık kurum
ve kuruluşları ile kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuran
hastalardan katılım payının farklı alınmasını gerektiren somut bir neden
gösterilmediği gibi, yapılan düzenlemede yasada belirtilen kriter de( önceki
basamaktan sevkli olarak başvurulup başvurulmadığı) dikkate alınmamıştır.
Gerekçesine yer vermiştir.

III-Anayasanın
kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler başlıklı 128. maddesinde; “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve
diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü
oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve
diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”
Hükmüne yer
verilmiştir. Bu hüküm değerlendirildiğinde memur statüsünün farklı bir statü
olduğu ayrık düzenlenmesigerektiği
açıkça vurgulanmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi Sosyal güvenlik yasasının
iptaline ilişkin vermiş olduğu bir kararda; “………Yasa koyucunun
Anayasa’nın 7. maddesi uyarınca sahip olduğu genel düzenleme yetkisi kapsamında
bulunan konuların, 128. maddede özel olarak vurgulanarak yasa ile yapılmasının
Anayasa buyruğu haline getirilmesi, Devletin en temel işlevlerinden olan kamu
hizmetinin görülmesindeki yeri
tartışmasız olan kamu görevlileri için statülerine, yaptıkları görevin gereklerine
uygun, emeklileri için de önceki statüleri ile uyumlu ayrı yasal düzenleme
yapılmasını gerekli kılmaktadır. Ancak, düzenlemenin aynı hukuksal konumda
bulunmayanların bu özelliklerini ve farklılıklarını yansıtmak koşuluyla aynı
veya başka bir yasa içinde yapılması hususu kuşkusuz yasa koyucunun takdiri
içindedir.”
Gerekçesine yer vermiştir.

5510 Sayılı yasanın getirdiği Genel Sağlık
Sigortası uygulaması ile ülkemizde yaşayan tüm bireylerin ayrım yapılmaksızın
sağlık hizmetine kolayca erişim güvencesi altına alındığı tüm kamuoyuna ilan
edilmiştir. Buna rağmen maaşlarından sosyal güvenlik primi kesintisi yapılan
kamu görevlilerinden, ilave olarak tedavi katılım payı alınmasının, bu oranın
farklı sağlık hizmeti sunucusuna başvuru halinde arttırılmasının hukuken bir
izahı bulunmamaktadır. Diğer yandan yıldan yıla maaşlarında cüzi artış olan
kamu görevlilerinin, aile fertlerinden her birinin tedavilerinden katılım payı
alındığı düşünüldüğünde, iptali istenen tebliğ hükmü ile bu miktarın daha da
artacağı açıktır. Vatandaşın daha kaliteli bulduğu sağlık hizmetinden
yararlanması mağduriyet yaşmamasını amaçlamaktan uzak olan iptali istenen tebliğ
anayasanın başlangıç hükümlerinde ve 5 nci maddesinde devlete yüklenen ödev ve sorumluluklarla örtüşmemektedir.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZİN
AÇIKLANMASI

Dava
konusu tebliğ açıkça hukuk aykırıdır. Müvekkil Konfederasyon; ülke genelinde
çalışan yüz binlerce kamu görevlisinin bağlı olduğu bir kuruluştur. Müvekkil
Konfederasyonun yüz binlerce üyesi bu işlemden zarar görmekte ve halen zarar
görmeye devam etmektedir. Kanaatimizce; yasanın aramış olduğu iki koşul
birliktegerçekleşmiştir. Yüksek
mahkemenizin bu konuda vereceği karar oluşan hukuksal sıkıntıyı ortadan
kaldıracaktır.

HUKUKSAL NEDENLER: İYUK, 657
sayılı yasa Devlet Memurları Kanunu, diğer yasal mevzuat

SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce de re’sen göz önüne alınacak sebeplerle, 05.11.2011 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in 1. maddesinin b bendinin
öncelikli olarak yürütmesinin durdurulması ve
bilahare iptaline, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı
kurum üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten dilerim.